Adalar’da Sürdürülebilir Turizm

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu’nun 1-5 Mayıs tarihlerinde düzenlediği Uluslararası Turizm Bienali, 100’e yakın bilim adamının bildiri sunumlarına evsahipliği yaptı. Bu bildirilerden biri de; şahsım ile İstanbul Üniversitesi akademisyenleri Ar. Gör. Gürel Çetin ve Öğr. Gör. M. Tevfik İzgi’nin hazırladığı “Adalar için Sürdürülebilir Turizm Gelişimi: Büyükada için bir Vaka Analizi” adlı çalışma idi.

 

Orijinali “Sustainable Development of Tourism for Islands: Case of Büyükada” olan, İngilizce hazırlanmış bu çalışmada; sürdürülebilirlik kavramı ve Büyükada’nın turizm potansiyeline yönelik gerçekleştirdiğimiz literatür taramasına değindik ve akabinde, Büyükada’nın sürdürülebilir bir turizm destinasyonu olarak geliştirilmesi için izlenmesi gereken stratejileri bir ÜZFT (SWOT) analizi ve TFZÜ (TOWS) matrisi ile belirledik. Tam metni, ilgili linkte olan çalışmanın öne çıkan başlıkları şöyle:

 

Sürdürülebilir Turizm

Sürdürülebilir kalkınma kavramı, Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun 1987 tarihli “Brundtland Raporu”nda ortaya çıkmış ve “gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılama yeteneğini tehlikeye atmadan, mevcut kuşakların ihtiyaçlarını karşılamak” olarak tanımlanmıştı. Dünya Turizm Örgütü ise, sürdürülebilir kalkınma olgusunu turizm bağlamında; “mevcut turist ve bölge halklarının ihtiyaçlarını karşılarken, geleceğe yönelik fırsatları da koruyan ve zenginleştiren etkinlikler” olarak ifade etmiş ve bu kavramsal tanımlaya göre uzun vadeli bir sürdürülebilirlik için üç önemli boyut arasında bir denge kurulması gereğinden bahsetmiştir:

1- Çevresel kaynakların en uygun kullanımı

2- Evsahibi toplumların sosyokültürel otantikliğine saygı gösterilmesi

3- Sosyoekonomik faydaların tüm paydaşlara adil dağılımı ve bir yandan paydaşların gelişim sürecine katılımları sağlanır iken, diğer yandan turistlerin deneysel tatminlerinin ve entelektüel gelişimlerinin muhafaza edilmesi

 

ÜZFT Analizi ve TFZÜ Matrisi

Yukarıda da değinilen kuramsal çerçeve ışığında birtakım stratejik öneriler getirebilmek için, ilk olarak saha gezilerindeki gözlem ve görüşmelerimiz ile yazılı kaynak taramasında tespit ettiğimiz durumları, “Üstünlük”, “Zayıflık”, “Fırsat” ve “Tehdit” olarak tanımladık. İkinci aşamada ise, bir matris kurarak, iç kaynak ve yeteneklerdeki üstünlük ve zayıflıkları, dış çevredeki tehdit ve fırsatlarla eşleştirerek, “ÜF”, “ÜT”, “ZF” ve “ZT” stratejilerini oluşturduk. ÜF stratejileri üstünlükler yoluyla fırsatlardan yararlanmayı, ZF stratejileri fırsatlar sayesinde zayıflıkları elemeyi, ÜT stratejileri tehditlerin etkilerini en aza indirgemek için üstünlükleri kullanmayı hedeflemekte. ZT stratejileri ise zayıflık ve tehditleri yok etmeye yönelik savunma taktikleri. Metodolojinin daha fazla detayına inmeden, sonuç önerilerinde yer alan stratejilerden belli başlılarına değinelim.

 

Destinasyon Yönetimi

Yerel Gündem 21 Programının bir uzantısı olarak kurulan Kent Konseyi, Adalar’ın bir turizm destinasyonu olarak yönetilmesinde faydalı bir yapılanma gibi görünmekte. Danışma işlevinin yanında yaptırım gücü de yüksek olacak bir turizm çalışma grubu, paydaşların katılımı ilkesini içeren ve Adalar’da sürdürülebilir bir turizm gelişimi için alttaki stratejilerin önerilmesi ve uygulanmasının takibi açısından önemli bir misyon taşıyabilir.

 

Ulaşım ve Altyapı

Adaların turizme yönelik doğal ve beşeri özkaynaklarının sağlıklı bir şekilde değerlendirilebilmesi için, turizmin bağımlı olduğu diğer faktörlerin doğru düzenlenmiş olması gerekir. Bu bağlamda, iç ve dış ulaşım açısından iki öneri önem kazanmaktadır. Kronikleşen vapur tarifesi sorunu, daha verimli ve etkin bir programlama ile çözüldükten sonra, turistlere yönelik seferler de oluşturulmalı ve hatta bu seferler Tarihi Yarımada ve çevresinde hizmet veren Bus Touristic ile ortak pazarlanmalıdır. Ada içindeki ulaşımı sağlayan faytonlarda ise tur alanlara yabancı dille zenginleştirilmiş yazılı rehber hizmeti verilmeli, faytonla gezmeyi tercih etmeyenler için ise yönlendirici levhalar nicelik ve nitelik açısından artırılmalıdır.

 

Kapasite Yönetimi

Plajlar ve piknik alanlarının taşıma kapasiteleri yaz dönemlerinde zorlanmaktadır. Bu durum, kum ve bitki örtüsü erozyonuna sebep olmakta ve ayrıca kalabalıklaşmadan dolayı olumsuz bir imaj algılamasına yol açmaktadır. Bu yüzden, plajlar ve piknik alanlarının taşıma kapasiteleri daha iyi hesaplanmalı ve belirli bir limite göre ziyaretçi ağırlanması sağlanmalıdır. Alternatif mekanlar araştırılmalı, sorun halen devam ediyorsa fiyatlandırma mekanizmasına başvurulmalıdır. Burada hassas bir konu, taşıma kapasitesinin hesaplanmasıdır, zira taşıma kapasitesinin fiziki yönü yanında sayısallaştırılarak ölçülmesi zor olan bir de psikolojik boyutu vardır. Her ne kadar bu hesaptaki dengeler bölgeden bölgeye değişse de, Dünya Turizm Örgütü’nün hazırladığı bir kılavuz cetvel de planlamacıların yardımına sunulmuştur.

 

 

Geliştirilebilir Alternatif Turizm Türleri

Yönetim, altyapı, ulaşım ve kapasite konuları çözümlendikten sonra, bölgenin rekabetçi üstünlük kurduğu alternatif turizm türleri tespit edilmelidir. Alternatif türlerin geliştirilmesi, toplam turizm ürününü daha farklı ve kaliteli hale getirerek sezonu genişletecek ve bölgesel ekonomiyi güçlendirecektir. Çalışmada tespit edilen türler için önerilen stratejilerin bazı önemli noktaları şunlardır:

- Adalar beşeri, mimari ve tarihi özellikleri ile kültür turizmine yönelik ciddi bir potansiyel arz etmektedir. Bu potansiyelin projelendirilerek harekete geçirilmesi için ise İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri bulunmaz bir fırsattır. 2010 projeleri içerisinde Adalar’dan halen sadece iki proje mevcuttur. Daha çok kültür projesinin nitelikli bir şekilde sunulması gerekmektedir.

- Büyükada’da ekoturizme ciddi bir katkı sağlayacağı öngörülen ve eski bir bağevine evsahipliği yapan Adapark projesi kapsamında, bağcılık faaliyetlerinin tekrar canlandırılıp canlandırılamayacağı araştırılmalıdır. Böyle bir imkan varsa, devletin Bozcaada’ya gösterdiği teşvik eylemleri Adalar’a da çekilmelidir. 

- Sanaturizm: Sanatoryum ve turizm sözcüklerini birleştirerek yarattığımız bu terim, yıllarca sanatoryumlara evsahipliği yapmış, Aya Yorgi’nin iyileştirme efsaneleriyle yoğrulmuş Adalar’da, sağlık problemi olan kişilere yönelik bir konumlandırmaya işaret etmektedir. Her ne kadar mevcut politikalar bu stratejinin tersine işlese de; doğru planlama, yönetim ve pazarlama ile Adalar’ın bir şifa merkezi haline gelmesi kuvvetle muhtemeldir.

Bildirinin sonuç kısmında, Kent Konseyi bünyesinde kurulmasını öngördüğümüz yapılanmaya yönelik önerilerimizi özetle vurguladıktan sonra ileri bir çalışma konusu da önerdik: Küresel ısınmanın Adalar turizmine etkisinin araştırılması… Bu etken, her ne kadar kısa vadede Adalar’da mevsimselliği kıracak bir fırsat olarak algılanabilse de, orta ve uzun vadede tüm dünya için olduğu gibi Adalar için de ciddi bir tehdit. Konuyla ilgili uzmanların Adalar ölçeğinde yapacağı bir araştırma, geleceğimizin planlamasında şüphesiz ki faydalı bir kaynak olacak.

 

Bozcaada Notları

Bildirinin bildirisi niteliğindeki bu yazıyı, Bienal sonrası Bozcaada’ya yaptığımız geziden bir iki notla kapatmak istiyorum. Burada da ilk izlenimim, Büyükada’da olduğu gibi turizm mevsimselliğinin belirgin olması. Ancak bu sorun bir yana dursun, turizmi geliştirme adına doğru atılımlar olmuş. Başta bağcılık olmak üzere ekoturizm faaliyetleri desteklenmekte ve konaklama ile perakende sektörü bu faaliyetlere doğru yatırımlarla entegre edilmiş durumda. Ancak, son zamanlarda verilen tahsis ve teşviklerin bu adanın sürdürülebilirliğini ne şekilde etkileyeceğini zaman gösterecek. Adayla ilgili diğer bir tespitim ise, turizmle pek ilgili olmayan ancak sürdürülebilir kalkınma adına çok hoş bir örnekti: Rüzgar Santrali. Turizmle pek ilgili değil dedim ama adaya her gelen de burayı bir görmeden gitmiyor. 2000 senesinde tesis edilen ve 17 türbinden oluşan bu santral, 13 milyon USD’a mal olmuş ve adanın ihtiyacının 30 katı fazlası elektriği temiz ve yenilenebilir bir kaynağı kullanarak üretmekte ve Çanakkale’de 30.000 kişiye hizmet vermekteymiş. Darısı Adalarımızın başına…